10.MAÇ 19.12.2014 FENERBAHÇE ÜLKER-BAYERN MÜNİCH 87-81
Euroleague, 10. Spieltag: Fenerbahce Istanbul - FCBB 87:81 https://www.youtube.com/watch?v=_p6SKyd6UsA TOP 16 SEZON MAÇLARI 1.MAÇ 02.01.2015 FENERBAHÇE ÜLKER - CSKA MOSKOVA : 81-84 (UZATMADA)
14.MAÇ 09 NİSAN 2015 FENERBAHÇE ÜLKER-ANADOLU EFES : 93-76
Highlights: Fenerbahce Ulker Istanbul-Anadolu Efes Istanbul https://www.youtube.com/watch?v=JzTBlMLF2AM TOP 8 SEZON MAÇLARI 1.MAÇ 14 NİSAN 2015 FENERBAHÇE ÜLKER-MACCABİ TEL AVİV : 80-72
Highlights: Fenerbahce Ulker Istanbul-Maccabi Electra Tel Aviv, Game 1 https://www.youtube.com/watch?v=vT4FQrwdJAk 2.MAÇ 16 NİSAN 2015 FENERBAHÇE ÜLKER-MACCABİ TEL AVİV : 82-67
Highlights: Fenerbahce Ulker Istanbul-Maccabi Electra Tel Aviv, Game 2 https://www.youtube.com/watch?v=BNsJIrfWKUk 3.MAÇ 16 NİSAN 2015 MACCABİ TEL AVİV - FENERBAHÇE ÜLKER : 74-75 (UZATMADA)
Uzun bir aradan sonra tekrardan kalemi elimize almaya karar verdik.Herkesin heyecanı giderek artarken basketbolu sevenleri, özellikle Fenerbahçe sevgisini kalplerinde yaşatanları yeni sezona hazırlamak için düzenli olarak bu blogda yazmaya başlıyorum.Baştan söylemek gerekirse bu blog siyasetten, kişisel dürtülerden ve başkalarına hoş gözükmek adına yazılacak yazılardan
uzak kalacaktır.
Euroleague'i baz alarak bu yazıda gelecek sezon nasıl bir sezonun bizleri beklediği, grupların nasıl oluşabileceğini ve Fenerbahçe Ülker'in seyrine dair öngörülerimi paylaşacağım.
Teknik detaylara girmek için transferlerin tamamlanmasını ve takımların kadrolarını oturtmasını beklemekte fayda var.Genel bir bakış ile heyecanımızı artırmaya başlayalım..
Bu yazımızda CSKA,Barcelona,Olympiacos,Real Madrid ve Fenerbahçe Ülker
üzerine analizlerde bulabilirsiniz .
Euroleague 2014-2015 Sezonu Torbaları
1. Torba: CSKA Moskova, Barcelona, Olympiacos, Real Madrid
2. Torba: Maccabi Electra Tel Aviv, Panathinaikos,Valencia, Anadolu Efes
3. Torba: Fenerbahçe Ülker, Unicaja Malaga, Laboral Kutxa, Zalgiris Kaunas
4. Torba: Alba Berlin, Galatasaray Liv Hospital, Emporio Armani Milan, Nizhny Novgorod
5. Torba: Kızılyıldız, Cedevita Zagreb, Bayern München, Dinamo Sassari
6. Torba: PGE Turow, Neptunas Klaipeda, Limoges, Elemelerden Gelecek Takım
-Kimler var ?
Son yılların en sert, en heyecanlı ve belki de en eğlenceli sezonuna hazır mısınız ? Standartların çok üzerinde bir para harcayarak kadro kurmayı düşünen CSKA, güzel bir derinlik sağlamayı hedefleyen Barcelona, Spanoulis'in etrafında yeni bir oluşum kurarak Yunan liginde ve Euroleague'de tacını geri almaya çalışan Olympiacos, Milano'da yaşadıkları şoku unutturmak için sezonun bir an önce başlamasını isteyen Real Madrid ve büyük bir yatırım, efsane koç, yönetsel değişikliklerle sezona büyük bir heyecan ile girecek olan Fenerbahçe Ülker ...
- Rusların Sıcak Denizlere İnme Politikası Devam Ediyor ...
Rusların parası gerçekten bitmiyor.Oyuncak satılan dükkanlara giren ve her gördüğünü babasına aldıran zengin çocuk rolünü bu yıl Itoudis oynuyor.
Teodosic ve Weems ile yeniden anlaşan CSKA yatırımlarına henüz tam olarak başladı bile diyebiliriz.Krstic ile yolları ayırarak biraz daha hareketli bir takım olma seçeneğini benimseyen Ruslar'ın hedefinde Calathes,Lojeski, O.D. Anosike, Strelnieks, Mbakwe, Gentile gibi isimler var.Ayrıca kulislerde benim pek de itibar etmediğim Spanoulis ismi dolaşıyor ki tutmayan bir formüle(Teodosic-Spanoulis) tekrar inanmak ne derece mantıklı olur bilemem.
-Dümen Kimde ?
Çok büyük transferler yapılsa da bu takımın dümeni yine, yeniden Milos Teodosic'de olacak.Itoudis'in Obradovic'ten aldığı derslerle onu düzen içinde tutması mümkün olur mu bilinmez. Fakat Teodosic'in yetenekleri( tamam kişisel bir hayranlığım var) yadsınamaz.
- Ya tutmazsa ?
Evet bu yıl da deli gibi para akıtıyorlar. Evet potansiyeli olan( eksikleri çok) bir koç. Evet kaliteli bir kadro, tecrübeli isimler ile yetenek birleşmesi .. Ama yine aynı iç ses konuşuyor '' Ya tutmazsa ? '' ..
Kişisel fikirlerimden bahsetmek gerekirse ;
Bu iş gene olmaz hocam .. Yan yatar, çamura batar gene de olmaz. hep eksik bir şeyler var. Shved,Kirilenko,Krstic,Teodosic gibi bir ''Büyük 4'lü '' kurmuş bir takımdan bahsediyoruz. O kadro da bile eksik şeyler vardı.Bu sebeptendir ki CSKA taraftarlarının içinde bu his hep olacak.
- Kimi izlemeli & Neye dikkat etmeli ?
Bu yıl A Takımda rol almasını beklediğim isimlerden Aleksandr Gudumakbu sezonun önemli isimlerinden olacağına inandığım bir genç.1993 doğumlu olan Gudumak orijinali 4 numara olan ama zorda kalınırsa 5 numaraya çekebileceğiniz bir isim. 2.04 boyunda 113 kg ağırlığındaki Gudumak'ın iyi bir fiziği ve sağlam bir mental yapısı mevcut.
CSKA'da başarının anahtarı bence Kyle Hines'dan geçiyor.Onun süreleri arttıkça ve istatistik kağıdının her bölümünde olumlu rakamlar olursa CSKA'nın hayali gerçeğe bile dönüşebilir.
- Ne Yaparlar ?
Konuşmak için çok erken olmasına rağmen kişisel görüşüm 2015'de Madrid'de yine olurlar ama Final Four finalinde olacaklarını sanmıyorum. Yine 3.lük-4.lük maçıyla podyum yaparlar.
- Katalanlar Madrid'i Yıkabilir Mi ?
Avrupa basketbolunun en büyük kültürlerinin başında gelen Barcelona, Milano'da yarı finalde ezeli rakibi Real Madrid'e karşı yaşadığı hezimeti ligi kazanarak biraz olsun bertaraf etti diyebiliriz.Ama bununla yetineceklerini sanmıyorum. En iyi olmak, en yükseği hedeflemek Barcelona kültüründe var.
Xavi Pascual'in enteresan, çözmekte halen daha zorlandığım sistemi(!) bu yıl da devam edecek.Valencia'nın uzunu Justin Doellman'ı transfer ederek önemli iş yaptıklarını düşünüyorum.
Takımdan Sada ve Pullen kesin olarak ayrıldı.Dorsey konusunda ise büyük bir dedikodu kazanı var.
- Dümen Kimde ?
Yıllardır bu kısmı yazdığımda klişe bir tabir kullanırdım.''Tabi ki La Bomba'' . Sanırım bu yıl aynısını yazamayacağım.Artık işin rengi değişiyor.Takımı Tomic'in üzerine kurması çok da imkansız bir durum değil.Bir takım oyun kurucusu kadar konuşur mantığında olan birisi olarak Barça'da bu yıl farklı bir olgu olacağı görüşündeyim.
- Xavi Pascual Sorunsalı ..
Avrupa'da yer alan koçları 4 kategoriye ayırırsak ;
İlk kategoride : Obradovic-Ivkovic-Messina-Blatt
İkinci Kategori : Pianigiani,Bartzokas,Plaza
Üçüncü Kategori : Mahmuti,Ataman,Vujosevic
Dördüncü Kategori : Xavi Pascual,Pablo Laso
olarak ayırabilirim.Kişisel bir nefret olduğunu söyleyemem ama antrenörlük kabiliyetlerine gram inanmadığım bir isim.Bu kadar yüksek bütçeli bir takımın ona emanet edilmesini aklım almıyor.Euroleague Final Four'unda 50 sayı fark yiyen bir takımın antrenöründen bahsediyoruz.Hiç mi mental olarak hazırlayamadın takımını? Bu kadar mı acizsin ? Eğer Barça yönetiminden bir antrenör hamlesi gelirse(çok ihtimal dahlilinde gözükmüyor) şansını büyük oranda artıracağını düşünüyorum.
-Kimi izlemeli & Neye dikkat etmeli ?
Bu kısımda Abrines diyip kendimi garantiye almak istemedim.Benim bu yıl Barcelona'da en dikkatli izleyeceğim oyuncu Mario Hezonja. Hezonja'nın repertuarında kendi şutunu yaratma ve iyi dribling yapma mevcut. Umarım bu yıl çok süre alır ve biraz da yazı iyi geçirerek vücut olarak biraz gelişir.
Bu yılın en önemli konusu ise Juan Carlos Navarro'nun ana faktör olmaktan çok X Factor olmayı kabullenebilmesi ve gerektiğinde benchten gelerek takımın vitesini arttırması.
-Ne yaparlar ?
Basketbol geleneğine sahip bir takımdan bahsederken tahmin yapsanız bile çok dikkatli olmalısınız.Bu riske göze alarak Barcelona'nın bu yıl Final Eight(F8)'de eleneceğini tahmin ediyorum.
- Döner miyiz yine eski günlere ?
Komşu'nun güçlü ekibinde ortalık adet yangın yeri. Şöyle ki piyasada bütçelerine uygun her oyuncuya tabiri caizse ''salça'' oluyorlar.Bence en önemli hamleleri ise Olympiacos Ordusunun Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Printezis'i kadrolarında tutmak oldu.CSKA ile beraber Gentile yarışında olan OLY,EA Milano'dan Gani Lawal hamlesi yapmayı planlıyor.Aradori ismi ise kulislerde yüksek sesle telaffuz edilmeye başlandı.
Renklerine kattıkları Lafayette ise muazzam katkı da verebilir takımı rezil de edebilir.Perperoglu'nun eksikliği ise ne derece hissedilir bilinmez ama kemik kadronun bozulduğunu rahatlıkla söylenebilir.
- Dümenin Sahibini Sormak Anlamsız ..
OLY taraftarının : ''O, basketbol tanrısı.O Zeus'un bilinmeyen oğlu'' diyerek ilahlaştırdığı Vassillis Spanoulis Olympiacos taraftarının en sevdiği ve en beğendiği isim. OLY'de geçmiş bir kaç sezonda olduğu gibi onunla yaşayıp onunla ölecek ..
- Yetenek eksikliği Yürekli oyunla telafi edilebilecek mi ?
Spanoulis,Sloukas,Lafeyette,Printezis,Dunston gibi isimlerle kaliteli ve geniş bir kadroya sahip olduğu düşünülse de OLY kadrosunun şampiyon olabilmesi için 2 defa üst üste olduğu gibi mucizelerin birbirini izlemesi lazım ya da Spanoulis'in her zaman oynadığı o büyük oyundan daha fazlasını vermesi lazım.Yunanistan genelinde ve OLY özelinde bir basketbol kültürü oluştuğundan rahatlıkla bahsedebilir olduk.Bu kültüre muhtemel eklemeler(Aradori vb. ) onları yukarılara taşıyacak etmenler ..
- Kimi İzlemeli & Neye Dikkat Etmeli ?
Herkesin ''SPA'' yı izleyeceğinden eminim ama size Ioannis Papapetrou ismini tavsiye ediyorum.Amerika'da kolej alt yapısına sahip olan oyuncu muhteşem fiziği ile dikkat çekiyor.
Başarının anahtarı ise Spanoulis'e yardım edecek oyuncuların başında gelen George Printezis'ten geçtiğine inanıyorum.Eğer o İstanbul'da sahaya koyduğu karakteri yine gösterirse Madrid biletini neden almasınlar ?
- Ne Yaparlar ?
OLY taraftarı Spanoulis'in ''Tanrı'nın Oğlu'' olduğunu iddia ededursun ben onların Rüyalar Aleminde yaşadıkları o 2 sezonda yakalayacaklarına ihtimal vermiyorum.Spa ve arkadaşlarının yüreğinin beni yanıltma ihtimalini de katarak Final Eight(F8) de evlerine döneceklerini düşünüyorum.
-Kupa Olduğu Şehirde, En Yakın Müzeye Gider Mi ?
Taraflı tarafsız 2013-2014 sezonu için kime sorsanız Kupayı en çok hak eden takımın Real Madrid(son maç hariç) olduğu söylerdi.Mirotic,Rodriguez,Fernandez,Llull,Bourousis gibi yıldızlarla süslü takım finalde uzatmada kaybetti.Perez'in bu yıkıma nasıl dayanabildiğini merak etmiyor değilim.
Mirotic'in yüksek ihtimalle NBA yapacağını hesaba katmış olan Real Madrid onun boşluğunu Vesely ile doldurmayı planlıyor.Nocioni ise Real Madrid'in bu yıl nokta transferi diyebiliriz. İyi olan kadroları eğer Vesely takviyesi de olursa kusursuza yakın olabilir.
4. sınıf koçlar kategorisinde yer alan Laso yerine en büyük adaylar ise Katsikaris ve Pianigiani ..
- Dümen(ler) Kimde ?
Real Madrid için bu yıl tek bir dümenden bahsetmek yani tek bir koldan yönetilmekten bahsetmek imkansız.''Rudy, Sakallı,'' .. Bu oyuncuları aynı forma altında birlikte izlemenin maliyeti çok yüksek belki ama tam anlamıyla bir ziyafete davetiye ...
Ama bu takımın asıl liderleri kim gelirse gelsin kesinlikle Rudy ve Rodriguez ..
- En kötü ihtimal nedir ?
Emin olun artık Real Madrid yönetimi ve taraftarlarının sezon içerisinde kendilerine sordukları soru bu .. En kötü ihtimalle ne olabilir ? Nedir o en kötü ihtimal ? İnanılması güç bir rotasyon ve büyük düşünen bir taraftar/yönetim ..
Onlar için geçmiş yıllardaki en kötü ihtimal hep Pablo Laso idi. Bu yıl onun koltuğuna 2 aday var : Katsikaris ve Pianigiani .. Eğer Pianigiani hamlesi yaparlarsa kesinlikle yanlış bir tercihin altına imza atmış olurlar. Katsikaris daha mantıklı, daha akıllıca bir seçim gibi gözükse de bence onlara İspanya Milli Takımına büyük başarılar kazandırmış Pepu Hernandez tarzında bir antrenör daha iyi olabilir.
Mirotic'in yokluğu onları ne denli etkiler bilinmez.Onun da çaresine baktıklarını/bakacaklarını tahmin ediyorum.
- Kimi İzlemeli Neye dikkat etmeli ?
Yazacağım oyunculardan çok Rodriguez&Fernandez alley-opp larına dikkat etmeyi tercih edebilirsiniz.Emin olun kimse kızmaz ya da sitem etmez size.Siz yine de Dani Diez ismini bir kenara not edin .. Bu çocuk iyi oyuncu olabilmek için gerekli olan her şeye sahip. Hızlı oyunları iyi bitiren, kendi şutunu yaratan bir isim. Ama yaşı geçmek üzere dikkat etmesi lazım ..
Kilit noktalardan birisi de Ioannis Bourousis .. Hantal vücudu bu tempoya ayak uydurabilecek mi ? Bu kadar sert oynanan bir seviyede Yunan Devi ayakta kalabilecek mi ? Bourousis ismine bu kadar takılmamın sebebi onu yedekleyecek onun kalibresinde bir oyuncu Real Madrid kadrosunda bence yok .
-Ne yaparlar ?
Sezon içerisinde büyük sorunlar yaşamazlarsa şampiyonluğun yine en büyük favorisi konumundalar.Ve benim tahminime göre kendi seyircileri önünde kupayı havaya kaldıracaklar ..
-Ataşehir'den Yükselen Ateş Madrid'i Yakar Mı ?
Uzun zaman sonra kayıp olmayan bir sezon geçiren Fenerbahçe Ülker yine büyük oynuyor, büyük düşünüyor. Geçen yıl yapılan büyük yatırım Euroleague'de beklediği, arzu ettiği başarıya yaklaşamasa da Lig Şampiyonluğu ile yaralarını sardı.Fiyasko ile sonuçlanan Kleiza projesi ve bireysellik üzerine kurulu hücum stratejileri ile bu yatırım-sonuç eğrisinin negatif yönde olan bir eğri olduğunu söyleyebiliriz.
Zeljko Obradovic Avrupa'nın belki de en kariyerli, en iyi koçu. Ayrıca kendisine has üslubu ile çok fazla network'e sahip olunduğu da herkes tarafından bilinir.İnsanların bu yıldan tam da memnun olmasının sebebi ise bu denli büyük bir organizasyonun bu kadar büyük bir Koç ile anında başarı beklentisinden kaynaklı olmakta olup, bizim gibi basketbol kültürüne sahip olmayan, kaostan beslenen bir oyun/yaşam yapısına sahip, başarılı olarak gözüken A Milli Takım'ın Edirne'nin ötesinde gerçekleşen tüm turnuvalarda sade ve sadece boş kontenjanı doldurduğu ve hatta uluslararası bir turnuvaya katılabilmek için parayla katılım kartı (Wild Card) alabilecek kadar alçalabilen bir yapıya sahip olduğumuzu unutmamızdan kaynaklıdır.
Ama bu da yönetsel anlamda hatalar yapılmadığı anlamına gelmemektedir.Geçen yıl yapılan yatırım da tek kabahatli emin olun Kleiza'nın saçları değil. Pierre Jackson isimli sürpriz yumurta ve 1-5 numaralardaki eksik kalan (sakatlık sebepleriyle ) rotasyon da dahil olmak üzere tüm başarı ve başarısızlık bu oyunculara, koça, ekibine , yönetime ve hatta taraftara aittir.
Bu yıl sil baştana yakın yapılan yapılanmada belki de ilk defa bu kadar hızlı davranıldı. Temmuz'un ilk haftasında kadro hemen hemen belli oldu.Takımdan Bo,Kleiza,İlkan,Barış(kiralık gitmişti) gibi isimlerle yollar ayrıldı.Ve son olarak kadrodan ayrılması yüksek ihtimal olan Bojan Bogdanovic.
Maccabi'nin şampiyonluğunda büyük etkisi olan Ricky Hickman, NBA kariyeri ve Eurocup kariyeri olan Andrew Goudelock, geçmişte Fenerbahçe Ülker forması giymiş olan Serhat Çetin, yüksek ihtimalle geri dönecek olan Semih Erden, Karşıyaka'da bu yıl etkileyici performanslar sergileyen, yerli rotasyonunda az bulunan isimlerden olan Can Altıntığ ve bu yıla damga vurması muhtemel isim Bogdan Bogdanovic ...
Dedikodu kısmına gelecek olursak;
Kısa rotasyonuna Calathes, Huertel isimlerinin uzun rotasyonuna ise Freeland ,D.Brown ya da Pero Antic gibi isimlerin konuşulduğu herkes tarafından bilinmekte .
- Dümen Gerçekten Kimde ?!
Real Madrid için yazdıklarımın bir benzerini de sanırım Fenerbahçe Ülker için yazmam gerekecek.Takımda şimdilik saf bir oyun kurucu olmadığı için topa yön veren isimlerin sürekli değişeceği kanaatindeyim.4 isimin ön planda olması muhtemel.
Goudelock,Hickman,Bogdanovic,Bjelica ... Bu isimleri yazsak da hemen hemen herkes bu takımın hem finansal hem de saha içindeki dümeninin Zeljko Obradovic'de olacağını net olarak biliyor.
- Şu Kimyanın Tutması İçin Ne Yapmamız Gerek ?
Harcanan büyük paralar, gelen/giden yıldız isimler, taraftar desteği ... Ne ararsanız var ama bir türlü yakalanamayan Avrupa'da başarı ..
Bu kısımda söylenecek çok fazla söz yok aslında. Takım kuruldu, herşey hazır ve hep söylediğimiz o söz : ''we have Obradovic, they don't ''
Umarım bu yıl bu kimya tutar ve özlenen beklenen başarı gelir.Taraftara da büyük görev düşmekle birlikte en önemli görev kesinlikle koç ve oyuncularda ..
- Kimi İzlemeli & Neye Dikkat Etmeli ?
Bu yıl tüm Avrupa gibi bizim de mutlaka Bogdan Bogdanovic ismini çok dikkatli izlemeli ve onu baskı altına almadan kendi gelişimine bırakmamız gerekiyor.Bogdanovic şu anda pişmiş bir oyuncu değil.Bizi tercih etmesinin sebebi de budur.
Bunun yanı sıra Fenerbahçe Ülker'in bu yıl başarılı olmak için olmazsa olmazı Nemanja Bjelica ve onun basketbolu.O ne kadar adını yüksek söyletirse emin olun Fenerbahçe Ülker o kadar ilerler ..
- Ne yaparlar ?
Kesinlikle yorum yapmanın anlamsız olacağını söyleyebiliriz.Eğer belirli bir standarda sahip olursa Fenerbahçe Ülker bu yıl F4 bile yapabilir.Ama yok gene aynı hamam aynı tas şeklinde devam eder TOP16 'den terk oluruz .
Tahminim ise F8 - F4 ' den birisinde olacak Fenerbahçe Ülker ama nerede ?
Bu yazıya ilgi gösterecek hemen her okur Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımının Cuma akşamı Barcelona karşısında ne hallere düştüğünden haberdardır. Dolayısıyla maçta şunlar ve şunlar yaşandı diye detaya girmeyeceğim. Top-16 mücadelesi ilk maçında Barça'dan 100 yedik ve 80'li yılların Avrupa arenasında sahne alan futbol takımları gibi paspasa çevrildik; topu koltuğumuzun altına verdiler ve kıçımıza tekmeyi patlatıp, geldiğimiz yere şutladılar. En ufak bir reaksiyon gösteremedik.
Hoca yine beş yabancıyla başladı maça. Maçın gideceği daha ilk dakikalardan belli olmuştu. Parkede her istediğini yapan bir rakip ve parkede hiç bir istediğini yapamayan bir Fenerbahçe.
Yanlış bir beşle başlayabilirsin; taktik tercihin kötü olabilir; ama kaliteli koçsan anında müdahale edersin, hatandan dönersin. Daha parkeye adım atan beşi görür görmez "eyvah" dedim. "Cantu maçı gibi başlayacağız." Fakat en acısı kötü gidişatı göre göre tam sekiz buçuk dakika oyuncu bile değiştirmedi. İşin en ironik yanı da, Navarro kenara gelirken Ömer Onan'ın oyuna girmesiydi ki, o esnada söylediklerim kayıda alınsa ahlâk zabıtası ile başım belaya girer. Avrupa basketbolunda Navarro'ya en ters gelen üç savunmacı varsa birisi Ömer Onan'dır ve adeta Pianigiani efendi Navarro'ya jest yaptı. Artık ondan bir plaket filan almıştır. "Beni Ömer'in kelepçesinden azat ettin koç, teşekkür ederim sana" tarzı bir minnet ifadesiyle...
Yahu maç elinden geçip gidiyor. Futbol koçu değilsin ki; basketbol koçusun sen! Bir şeyleri değiştirmeyi dene be adam! Ne bileyim, alan savunması dene; 3 uzunu birden dene, yahut rakip yarı sahada tam saha baskı dene... Hiç düşünmediğin oyuncuları sür; rakibi şaşırtacak, takımı uyandıracak bir şeyler yap! Yok arkadaş, en ufak ama en ufak bir şey denemedi!
Bu bir itiraftır: Yemin ederim, dün akşam ilk defa Spahjia'yı aradım. Daha 3. dakikada molayı alırdı. En azından ilk üç periyot maçı yaşar; son periyot ipleri elinden kaçırırdı Spahjia! Bu beyefendi ise sadece en iyi yerden maç izleyen şanslı bir basketbol seyircisi.
Bugüne kadar koç aleyhinde tek cümle yazmadım. En kabullenilemez mağlubiyetlerde bile... Sadece beklemek ve görmekten yanaydım. Ama dün akşam yaşanan koç rezaleti göstermiştir ki, Spahjia'dan daha kötüsüne çattık.
Umarım geçen sezon gibi sezon sonunu beklemeden neşter vurulur. Neşter vurmak illa kapı dışarı etmek değildir. Yani birilerinin belli konularda ciddi bir ikaz vermesi lazım. Çünkü dün yaşanan mağlubiyette (daha doğrusu hezimette) kimse geçen yıl olduğu gibi kabahati yerli oyunculara bulamaz.
Koçu savunmak için şöyle bir jargon kullanılıyor: "Uzun vadeli planlar için takımın başına geldi, kısa süreli başarı hedeflenmiyor." Ben koçun dün oynanan Barcelona maçındaki performansıyla geleceğin Fenerbahçe'sinin temellerini atma ve uzun vadeli plan yapma kavramları arasında bir bağ kuramadım şahsen.
Sahaya 5 yabancıyla çıkıp, yerli oyunculara "yabancı kısıtlaması diye bir kural olmasa hiç biriniz umrumda değilsiniz, yüzünüze bakmam ama mecburiyetten katlanıyorum size" mesajı vermenin ve bu mesajı İlkan ve Kaya gibi isimlere karşı takındığı tavırla iyice vurgulamanın uzun vadeli planlarla nasıl bir bağı olabilir; çözmek çok zor.
Üstelik, kısa vadeli hedefler mühim değilse, niye 35 yaş civarı kariyerli yabancıları transfer ettik diye sormazlar mı adama? Demek ki, bu sezon mühim; hem de çok mühim.
Sorun hocanın yanlış bir beşle başlaması değil. Sorun Barca'nın efektif oyunu da değil. Sorun 40 dakika boyunca maçın akışını değiştirmeye yönelik hiç bir taktiksel hamle yapılmaması; en ufak bir arayışa gidilmemesi... Boş gözlerle olanın bitenin seyredilmesi... Sen maçın gidişatını değiştirmek için bir şeyler ararsın; elindeki imkanlardan sonuna kadar yararlanmaya bakarsın; olmayınca olmaz. Ama dün akşam özelinde koç seyretmek dışında tek bir hamle yapmadı. 2 dakikacık deneseydi İlkan'ı ne kaybederdi mesela? 2 dakika Kaya-İlkan ikilisini sürseydi sahaya... Barca vites mi arttırırdı?
Üstüne basa basa tekrar etmekte fayda görüyorum: Barcelona'ya deplasmanda yenilmek doğaldır ama yenilginin böylesi ve koç tarafından maçın sadece boş gözlerle seyredilmesi kabullenilir şey değil.
Burası harici Gürol abimin bütün bloglarına yazdım, burayı da biraz hareketlendirmek lazım o yüzden bir iki fikrimi paylaşmak istiyorum.
Çok detaylı olarak maç analizi yapacak durumda değilim , herşeyi çok bilirim gibi bir derdim ve iddamda yok. Kombine sahibi olan ve bu sene çoğu maça gidemeyen birisi olarak uzaktan izlenimlerimi aktacağım.
Öncelikle taraftarlar arasında yaratılmaya çalışılan Barış-Simone sorunsalından bahsetmek istiyorum. Aslında ortada bir sorun da yok, son maç özelinden gidersek .Sakatlıktan yeni çıkan Bo yu kenarda bekleten hoca maça Barış ile başladı ve Barış süre aldığı 7 dakika boyunca çok etkili bir performans sergileyen ( 5 sayı 4 asist ) oyuncu daha sonra hiç süre almadı. Maçı izlerken mutlaka bir sebebi vardır diye düşünmüştümki maç sonunda bunun sebebinin Barış'ın omzundaki sakatlıktan dolayı olduğunu öğrendim . Fakat maç bitiminde yorumlara bakıldığı zaman hemen Hoca barış konusunda ipe asılmış ve yine bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan dostlar tarafından asılmaya çalışılmış. Özetle yani detayları bilmeden hemen sallamanın bir alemi yok. Kimseye bir faydası da yok . haa şunu da söyleyim ben hocayı çok seven birisi olarak Barış'a verilen süre konusunda hocayı dönem dönem eleştiriyor ve Simone'nin ona daha fazla süre vermesi gerektiğini düşünüyorum. Ama eleştirnin de yeri ve zamanı vardır yahu. iş eleştirden çıktı illa laf sokmak ve bir eksik yakalamak için soteye yatıp bekleme moduna döndü. bir taraftar grubunun kendi takımının bu kadar açığını kollamasına ben anlam veremiyorum ya bende bi gariplik var yada çok gergin insanlar olmaya başladık.
Genelleme yapmaktan nefret ederim ama bizim taraftar bi garip( bende dahil ) keyif almayı veya sevinmeyi bilmiyor veya bilmek istemiyoruz. Kendi sahanda oynamış ve 103-81 kazanmışsın , Hücum anlamında inanılmaz güzel oynamışsın , topu ve sayıları çok güzel şekilde paylaşmışsın ve maç içinde 103 sayıya 26 asist ile ulaşmışsın. ( geçen sene benimde canlı olarak Sinen Erdemde izlediğim maçta bu telekoma kendi evimizde 16 sayı fark ile yenilmiştik ) İnsanların twitterda yazdıkları ilk şey : Barış niye oynamadı, Barış'a taktı hoca kafatasçılık mı yapıyor. vs vs vs
tamam bi açıklama yapılsaydı baştan beridir insanlar rahatlardı ama genel anlamda forumlar ve twitterda insanlar '' NEFRET MASTÜRBASYONU'' yapıyor. Yendiğimiz hatta fark attığımız maçlardaki maç ile ilgili yorum sayfası sadece 2*3 ile sınırlı kalırken , yenildiğimiz veya az fark ile yendiğimiz maçlarda bu yorum sayfaları 10ları buluyor. Sanal ortamın sadece ve sadece tepki , küfür , nefret üzerine kullanılması beni inanılmaz derecede geriyor. Güzel cümleler kurmaya korkar bile hale gelmişiz. 18 yaşında ki genç kardeşlerimin çizdiği karamsar tabloları bazen anlamakta güçlük çekiyorum..
yahu önce bi şu veya galip geldiğin maçın bi keyfini yaşa , haz al mutlu ol ,bi keyiflen, neşelen sonra yaparsın eleştrini veya kusarsın nefretini !!!
Ondan sonra kendi aramızda konuştuğumuz zaman önce bi '' Basketbol Kültürü'' oluşsun bu kültür oluşmadan Fİnal 4 filan hayal diyoruz , yahu bu kafa ile basketbol kültürü oluşma ihtimali varmıdır ? Bu kafa ile basketbol kültürü oluşacaksa oluşmasın daha iyi
Simone Pianigiani'yi çok severim ve ona çok inanırım. fenerbasket de yazdığım zamanlarda taaa geçen sezon ortasında bize en uygun koçun ( kendimce tabiki ) Simone olduğunu söylemiştim.. Hoca tabi ki hatalar yapıyor ve yapmaya da devam edecek . Kolay değil biraz şans tanınması lazım yeni bir ülke yeni bir sistem yeni bir oyuncular vs vs vs .. Ayrıca hocaya yapılan çok gereksiz eleştirilerden biriside '' Siena sistem takımıydı orada başarılı olmak kolay '' gibi sığ bir yaklaşım içine giriyorlar , iyide o sistemi oraya kuran adam ta kendisi başarılı olmasını nasıl ondan esirgeyip sadece kendisnin kurmuş olduğu sisteme bağlayabiliyorlar akıl mantık almıyor.
Birde halimiz çok içler acısı gibi bir tablo çiziliyor bende onu anlamıyorum sadece Cantu deplasmanı harici sürklase olduğumuz veya çok çok kötü oynadığımız herhangi bir maç yok . Şunu kabul etmek lazım ki bizde kura şansı diye bir şey yok bu dönemin en kötü ve en zolu eurolegue grubundayız , ona rağmen 4-3 durumdayız ( aslında 5-2 yiz Khimki deplasmanını saymıyorum o maç bizimdir ) .Yani ortada karamsar olacak bir tablo yok , tabii yenileceğiz maç kaybedeceğiz , henüz ritm bulamamış oyuncularımız var yavaş yavaş ritm bulan ve performans veren ve daha da verecek oyuncularımız var. Biraz insaf yahu eleştiri yapın eyvallah ama kelle isteme nedir ? Böyle kelle avcılığı yaparak bir halt olmaz bizden o zaman her sene başka birisi gelsin ve baştan başlayalım. Bu takım tam ritmini bulduğu zaman izlenmesi inanılmaz keyif veren bir takım olacak.
Teknik kısımlara çok az değinmek istiyorum . Savunma ve savunma riband konusunda şu anda iyi noktada değiliz , savunmada dönem dönem iyi işler yapıyoruz ama bunu maç geneline yaymak lazım ki savunma sertliğimiz ve savunma ribandlarında istenilen seviyeye geldiğimiz zaman hocanın oynatmak istediği yüksek tempolu oyun sahaya yansımış olacak .
Şunu söylemek lazım Fenerbahçe Ülker takımı Simone ile beraber hiçbir zaman Barcelona tarzı bir savunma takımı olmayacak ,tabiki savunma yapacağız ,savunmayı önemseyeceğiz ama hızlı hücuma çıkan ve iyi hücum yapan bir ekip olacağız.
Gelelim Bo mevzusuna ;bir takımın bir oyuncuya bağımlı olması iyi birşey değil amma velakin bahsettiğimiz oyuncu Bo maccaleb olduğu zaman işler değişiyor.
Spanoulis'siz bir Olympiacos mutlaka zorlanır ve onunla beraber olan oyun formatının dışına çıkar.
Diamantıdis'siz Panathinaikos da mutlaka zorlanır.
Normal olarak Bo'suz da biz hele Barış'ta oynamaz iken tabiki zorlanıyoruz .Bo hem hücumda hemde savunmada çok fark yaratan bir oyuncu ( Allah nazarlardan saklasın diyeceğim ) o yüzden henüz yeni toplanmış 12 kişilik bir ekip ( henüz takım olamadık ) Bo suz süreçte zorlanması ve çok iyi görüntü vermemesini ben doğal karşılıyorum. Bu konuyu tek bir oyuncuya bağımlı olup olmamak olarak değerlendirmekten ziyade , Bo nun olmadığı maçlarda psikolojik olarak farklı bir kimliğe bürünme ve kendine olan güveni kaybetme sorununu çözmek lazım. Yoksa Bo'suz takımını farklı ve eksik olması kadar doğal bir durum yok.
Son bir parantez de Bremer mevzuna açalım. Herkesin içine dert olan isim.. Bu kadar konuşulması ve temcit plavı gibi devamlı öne sürülmesi çok anlamsız. Adama biçilen rolü iyi anlamak lazım , sonuçta 6ncı yabancı olarak alındı , bende onun yerine daha iyi bir isim alınmasını isterdim gönül istiyorki bütün oyuncular aynı seviyede olsun ama olmuyor işte. sonuçta söylediğim gibi 6ncı yabancı olarak alındı. Bo şansız şekilde sakatlanmasaydı bu kadar çok süre almazdı ve insanların gözüne bu kadar çok batmazdı haa bizim gözümüz zaten batıracak oyuncu arıyor ya neyse :) Bremer gidince var olan sorunlar çözülecek mi ? Rİbandları almaya başlayacakmıyız ? bu konunun çok fazla dejenere edilmesi bence çok gereksiz ve takım için şevk kırıcı . 12 tane Bo veya Andersen ile olmuyor işte olmaz da böyle oyuncuda lazım ki taraftarın küfür edecek bir adamı olsun )))))) haa biz öyle garip taraftarız ki yıllarca ağzımızın suyu akarak izlediğimiz oyuculara sahibiz ve 2*3 tane kötü performanslarında hemen onlara bile ''bok'' atma ''kötü '' oyuncu '' bitmiş'' ''tükenmiş'' vesaire gibi saçma sapan yaklaşımlar sergilemekten geri kalmıyoruz. Kimseye şöyle veya böyle yaz demek benim haddim değil ama dostlardan , kardeşlerden ricam sanal ortamlara yazmadan önce bir değil iki kere düşünmelerini istiyorum.
Son olarak oyuncu anlamında ise tek beklentim Oğuz'un performansının yükselmesidir. Hoca Oğuz'un hücum yeteneklerinin farkında ama Oğuz farkında değil. Ondan faydalanmak için elinden geleni yapıyor ki son derece doğru yapıyor , günümüz basketbolu için Oğuz yeteneklerine sahip 5 numaralar çok değerli. Oğuz kardeş az bi götünü ( özür dileyerek ) kaldırsa ve ribandlarda boxout yapsa dertler biter en azından tam bitmese de yarısnı hallolmuş olur.
Ben inanıyorum ki güzel günler bizim olacaktır. Simon Pianigiani'ye sonuna kadar inanıyorum ve uzun yıllar bizimle kalmasını istiyorum. Takım olarak sözellikle savunma kısmında biraz daha ritm bulmaya ihtiyacımız var . 2 sene önce Neven'li sezonda eurolegue çok hızlı girip sonradan dökülmüş saçma sapan maçlar vermiştik, bu sene sıkıntılı girdik ama ileride daha iyi oalcağız diye düşünüyorum esas zor maçlar bu seneki top 16da olacak.
Yapı itibari ile bizim için zor ama şu Kelle avcılığından vazgeçmek lazım. Elimizde değerli bir koç, değerli oyuncular ve değerli bir organizasyon varve buna sahip çıkmamız lazım. Eleştirelim tabi ki , eksiklerini söyleyelim ama adabı ile yapalım. Hoca veya oyuncu göndermek çok kolay ama o zaman işte o oluşmasını istediğimiz BAsketbol kültürü oluşmuyor . Bu takımın her sene yeni başlangıç yapmaya ihtiyacı yok , o hepimizin ağzında dolaşan ''sistem takımı '' böyle olunmaz , insanlara şans ve zaman tanımak lazım.
Real Madrid maçı çok zor bir maç olacak.Real Madird takımı çok istim üzerindeler kendi evlerinde çok iyiler ve en önemli faktör Çirkef ispanyollar kazanmak için herşeyi yaparlar. O yüzden maçtan kopmaz ve başabaş gidersek maçı kazanırız diye düşünüyorum. Takıma bu zor deplasmanlarda sonsuz başarılar diliyorum. Son kez rica ediyorum şu kelle avcılığı zihniyetinden uzaklaşmak lazım...