9 Ocak 2011 Pazar

TBL.14.Hafta : Mersin B.B. - Fenerbahçe Ülker : 74-86 !!!



Fenerbahçe Ülker Mersin'den Galibiyetle Dönüyor.
08.01.2011

Beko Basketbol Ligi’nin 14. hafta mücadelesinde Mersin Büyükşehir Belediye ile Fenerbahçe Ülker karşı karşıya geldi. Sarı Lacivertli ekip mücadeleden 86-74'lük skorla galip ayrıldı.

Maça Ömer Onan’ın üç sayılık basketi ile başlayan Fenerbahçe Ülker, Sean May ile de 5-0’lık üstünlüğü yakaladı. Alex Sacales’in serbest atışları ile maçtaki ilk sayılarını bulan Mersin Büyükşehir Belediye, Marko Tomas’ın üçlüğüne engel olamadı. Alex Sacales ile üç sayılık bir basket de Mersin Büyükşehir Belediye’den gelirken, ilk dakikalarda her iki takım da birbirlerine bariz üstünlük kurmakta zorlandılar. Her iki takım da zaman zaman skor üretmekte zorlanırken, maçın ilk 5 dakikası 7-10 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde geçildi. Bu dakikadan sonra Kaya Peker, Sean May ve Sarunas Jasikevicius ile etkili olan Fenerbahçe Ülker periyodun son 3:22 dakikasına girilirken skoru 10-19’a getirdi. Çabuk toparlanan ve farkın daha fazla açılmasına izin vermeyen Mersin Büyükşehir Belediye, Nedim Yücel, Asım Pars ve Vincent Grier-Jr ile skor üretti ve son dakikaya girilirken farkı 3 sayıya kadar indirdi (18-21). Son dakika içinde Alex Sacales ile bir kez daha sayı bulan Mersin Büyükşehir Belediye skoru 20-21 yaptı ve ilk periyot bu sonuçla tamamlandı.

İkinci periyoda Emir Preldzic’in sayıları ile başlayan Fenerbahçe Ülker skoru 20-27 yaptı. Rakibinin sert savunmasını aşmakta zorlanan ve yaklaşık 3 dakika boyunca skor üretemeyen Mersin Büyükşehir Belediye, periyottaki ilk sayılarını Alex Sacales ile buldu. Her iki takımın da karşılıklı bulduğu sayılarla devam eden maçta devrenin son 5 dakikasına da 28-31 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde girildi. Asım Pars’ın sayısı ile farkı 1 sayıya kadar indiren evsahibi ekip, Marko Tomas ve Ömer Onan’ın sayılarına engel olamadı. Hakan Köseoğlu ile farkın açılmasına izin vermeyen Mersin Büyükşehir Belediye, Oğuz Savaş ve Roko Ukic’in elinden gelen 6-0’lık seriye engel olamadı ve devrenin son dakikasına 33-41 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde girildi. Takımlar devrenin geride kalan süresinde de skor ürettiler ve ilk devre 35-43 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde sona erdi.

Maçın ikinci devresine Asım Pars’ın serbest atış sayıları ile başlayan Mersin Büyükşehir Belediye’ye, Fenerbahçe Ülker de Ömer Onan ile cevap vermekte gecikmedi. Alex Sacales ve Vincent Grier ile skoru 41-45 yapan evsahibi ekip, Roko Ukic ve Ömer Onan’ın sayılarına engel olamadı. Özellikle Ömer Onan ile çok etkili olan Fenerbahçe Ülker, bu oyuncunun bulduğu sayılarla periyodun son 5 dakikasına 44-55 önde girdi. Oğuz Savaş’ın sayısı ile 13 sayılık farka ulaşan Sarı Lacivertli ekip, Andrej Stimac’ın sayılarına engel olamadı. Her iki takım da karşılıklı sayılar bulurken, periyodun son 46 saniyesine 52-61 önde giren Fenerbahçe Ülker, maçın final periyoduna da 54-66’lık skorla üstün girdi.

Maçın final periyoduna hızlı başlayan Mersin Büyükşehir Belediye, Andrej Stimac ve Dionte Christmas’ın sayıları ile başlayan Mersin Büyükşehir Belediye farkı 5 sayıya indirdi (61-66). Oğuz Savaş ile periyottaki ilk sayısını bulan Fenerbahçe Ülker, Dionte Christmas’ın üçlüğüne engel olamayınca evsahibi ekip farkı 4 sayıya indirdi (64-68). Her iki takım da karşılıklı birer hücumdan yararlanamazken, Marko Tomas ile Sarı Lacivertli ekip skoru 64-70 yaptı. Alex Sacales’in kaçırdığı üç sayılık basketten sonra, Roko Ukic ile üç sayılık bir basketten yararlanan Fenerbahçe Ülker bitime 5:32 kala skoru 64-73 yaptı. Nedim Yücel’in sayıları ile farkın açılmasına izin vermeyen Mersin Büyükşehir Belediye, skoru 67-73 yaparken, Kaya Peker ile Fenerbahçe Ülker yeniden 8 sayılık farka ulaştı (67-75). Fenerbahçe Ülker Ömer Onan’ın elinden üç sayılık bir basketten yararlanamasa da Mirsat Türkcan ile üç sayılık başka bir sayı bulmakta zorlanmadı ve maçın son 2:20 dakikasına 67-78 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde girildi. Roko Ukic ile bitime 1:39 dakika kala bir kez daha sayı bulan Sarı Lacivertli ekip 13 sayılık farka ulaşırken, evsahibi ekip de Vincent Grier ile iki serbest atışı sayıya çevirerek skoru 69-80 yaptı. Mirsat Türkcan’ın bir kez daha kaydettiği 3 sayılık basket ile rahatlayan Fenerbahçe Ülker, Vincent Grier’in serbest atış sayısına engel olamadı. Maçın son 40 saniyesine 72-83 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde girilirken, karşılaşma da 74-86 Fenerbahçe Ülker üstünlüğünde sona erdi.

SALON: Edip Buran Spor Salonu

HAKEMLER: Serkan Emlek, Alper Özgök, Ali Şakacı

MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE (76): Asım Pars 8 (2 ribaund-1 asist), Nedim Yücel 8 (11 ribaund-1 asist), Alex Sacales 23 (1 ribaund), Hakan Köseoğlu 7 (2 ribaund-3 asist), Vincent Grier 14 (7 ribaund-1 asist), Andrej Stimac 6 (2 ribaund), Mutlu Demir (1 ribaund).

FENERBAHÇE ÜLKER (86): Roko Ukic 13 (1 ribaund-6 asist), Mirsat Türkcan 6 (10 ribaund-2 asist), Ömer Onan 20 (1 ribaund-2 asist), Sarunas Jasikevicius 10 (2 asist), Kaya Peker 4 (8 ribaund-2 asist), Oğuz Savaş 8 (6 ribaund), Tarence Kinsey 2 (1 asist), Marko Tomas 7 (6 ribaund-3 asist), Sean May 6 (3 ribaund-2 asist), Emir Preldzic 10 (4 ribaund-1 asist).

1. PERİYOT: 20-21
2. PERİYOT: 15-22
3. PERİYOT: 19-23

4. PERİYOT: 20.20



* Tebrikler takıma.
* Baştan sona önde götürdük maçı.3.çeyrekte 13 sayı farka ulaştık ama maçı koparamadık.
Son çeyrekte rakibin en zayıf ABD'lisi bu galiba dediğim Dionte Christmas'ın birden sahneye çıkıp 2 üçlük ,bir turnike ile 8 sayı atması ile fark kapandı.Kinsey'in de bu dakikalarda savunmada hataları vardı.
*  Mirsad hücumda en kötülerimizden  derken sonlarda 2 kritik üçlük atarak maçı getirdi.
6 sayı,10 ribauntla bitirmiş maçı ilginç.
* Öne çıkan isimlerimiz Ömer Onan,Ukiç,Saras ,Tomas ve Kaya idi.
* Kaya 4 sayıda kalsa da en iyi uzunumuz oldu.8 ribaunt ve savunmadaki sertliği önemliydi.
* Üçlüklerle fark yarattık.16/9.% 56.
* Ukiç ve Saras gibi asist yönü kuvvetli 2 kaliteli oyun kurucu büyük şans.
21-8 Asistlerdeki fark zaten bunu ortaya koyuyor.
* Böyle 2 kaliteli oyun kurucuya rağmen Sean May çok kötü bir performans gösterdi.
Maçın başındaki ''Al da At'' dedikleri 6 sayısından sonra hiç bir varlık gösteremedi.
Asım Pars gibi bir kazma uzuna resmen ezildi.Savunmada hiç bir şey yapamadı,hücumda da ne bire birlerde ne de orta mesafe şutlarda başarılıydı.Maçı izlemeyen biri 6s.3r.2a.nasıl kötü olur der ama öyle değil.
* Sanırım May'e son şans verildi bu maçta Lavrinoviç tribüne gönderildi.Ama May bu şansı iyi değerlendiremedi.Kesinlikle bizim oyuncumuz değil.Yanlış seçim.Yol yakınken gönderilmeli.
Acele ettiler May transferinde.Baştan yapılan eleştiriler maalesef haklıymış.
* Marko Tomas ne kadar faydalı bir takım oyuncusu olduğunu bir kez daha gösterdi.
Gösterişsiz oynadığı için pek çok taraftar tarafından beğenilmiyor ama çok faydalı.
7s.6r.3a.ile oynadı.
* En iyi Ömer Onan,en kötü Kinsey'di.
* Mersin Ercümet Sunter ile bir hava yakalamış.Scales hayatının maçını oynadı.Tıpkı daha önce Lofton'un ballandığı gibi inanılmaz oynadı.Nedim Yücel de 11 ribauntla liderliğini gene ispatladı.
* Maçı FB TV'de banttan seyrettik.Böylesi güzel maçları canlı izleyememize sebep olanları lanetliyorum.Kahrolsun Şifreci Zihniyet.
* TBL'de Doping Pilsen dün 11 sayı geriden gelip önce uzatmaya götürüp,sonra da Bjk ct maçını kazandı.Mucize bir galibiyetti.Dopingçi Kerem Gönlüm'ün 26s.12r.'u çok dikkat çekici.
Acaba Ergin Ataman doping testi isteyecek mi merak ediyorum ?
* Bugün de ezikler sahalarında Olin Edirne'ye yenilmişler.Büyük Şok.
Çok acı koymuştur bu mağlubiyet onlara.Liderliği aldık.Helal Olsun Olin Edirne diyorum.

6 Ocak 2011 Perşembe

Engin Atsür 4-6 Hafta Sonra Sahada !!!!

Engin Atsür Operasyon Geçirdi
06.01.2011

A Milli Takımımız ve Fenerbahçe Ülker’in başarılı oyun kurucusu Engin Atsür’ün daha önceki aşil tendonu ameliyatında konulan vida dün Acıbadem Fulya Hastanesi'nde çıkarıldı.

Fenerbahçe Ülker'in milli oyun kurucusu Engin Atsür, 5 Ocak Çarşamba günü Acıbadem Fulya Hastanesi'nde ortopedi ve travmatoloji uzmanları Prof. Dr. Ömer Taşer, Dr. Sarper Çetinkaya ve Dr. Mustafa Şengün'den oluşan bir ekip tarafından operasyona alındı.

Engin Atsür’ün operasyonunda, daha önce geçirdiği aşil tendon ameliyatında konulan vida çıkarıldı. Prof. Dr. Ömer Taşer, milli oyun kurucunun 1-1.5 ay içinde sahalara geri dönebileceğini belirtti.
-----------------------------------
* Hadi Engin sık biraz daha dişini.Az kaldı.

Gençlerden Aslan Terbiyesi : 73-67 !!!!


Genç Erkekler Basketbol Ligi’nde Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız Galatasaray ile karşı karşıya geldi. Takımımız karşılaşmadan 73-67 galip ayrıldı. 
 
Maçın periyotları ve oyuncuların attığı sayılar şöyle:

Periyotlar:
1. Periyot: 13-18
İlk Yarı: 33-24
3. Periyot: 24-17

Sayılar:
Metecan 12, Berk 2, Berkay 20, Kerem 5, Güney 15, Oğuzhan 8, Buğra 3, Ayberk 8.

---------------------------
 Aferin Gençler.
Erbil sakatlığı nedeniyle oynamadı.Ona rağmen kazandık.
Bir ara daha  fazla fark vardı ama maçın sonunda ezikler yırtınmalarına rağmen terbiyeyi önleyemediler.

4 Ocak 2011 Salı

Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen 81-72 (Salondan İzlenimler)












Aynı salonu paylaştığımız efes pilsen ile, yağmurlu bir İstanbul gününde, pazartesi sendromlu coşkudan uzak bir seyirci kitlesi önünde verdiğimiz mücadele, ikinci devrede takımın ortamı biraz ateşlendirmesi ile galibiyet yoluna giden bir maça dönüverdi, sonlardaki rehavet ile farkın erimesinden bizim takımın hala ders almayacağını anlamış olduk.

Bir arkadaşla beraber Karaköy'den yola düşüp, yağışlı havada yolda gecikince salona geç varmak zorunda kaldık. Biz içeri girdiğimizde durum 4-6 aleyhimizeydi. Şirinevler'den salona giden yolda yürümeye başladığımıza saat sekize on vardı, koştursak yetişirdik ama yağmurdan dolayı yürüme yolunda su birikintileri doluydu, hem de doğru düzgün aydınlatma da yoktu, koşsak üstümüz başımız çamur olacaktı, zaten gene paçalar çamur içinde varabildik, bizim gibi gecikenler hızla girişlere yöneliyordu.

Biletlerimiz de içerideki arkadaştaydı, onu arayıp kapıya kadar gelmesiyle biletleri alıp geçiş yaptık. Taraftar tribününe yakın olup yanda tezahürata da katılıyoruz niyetiyle bilet aldığımız kısıma giden girişi kapatmışlardı, zira anlam veremediğim şekilde efes taraftarına bizim sol tarafımızdaki yeri 20 liraya vermişler, bizim taraftarların alıştığı koltuksuz tribün ise bomboştu. Rakip taraftarı salonun en üst katında bir yerlere neden koymadılar bilmiyorum, eğer bu maçın rövanşında efes bize 20 liradan fazla bir fiyat yapar ve farklı bir tribün verirse o zaman nasıl bir niyetleri olduğunu daha iyi görürüz.

Bizim koltuklara geçmek için maraton tribünü içinden oturanların arasından geçmek gerekiyordu, arkadaşlarla selamlaşıp yerimize yerleşirken bir üçlük daha yedik 4-9 oldu. Bizim taraftarların karşı pota arkası ortalarında toplandığını gördüm, fazla kalabalık değillerdi, alt katlarda boşluklar vardı ama maraton tribün üstü bayağı dolu gözüküyordu.

Ben etrafa bakarken İbrahim Kutluay'ın da sol taraftaki basın tribününe çıktığını gördüm, bizim kadrodışındaki bütün oyuncular Greer,Sean May,Vidmar,Engin orada önde oturuyordu, İbo sırayla hepsinin elini sıkıp selamlaşarak önlerinden geçti, hatta oradaki medya mensuplarıyla da teker teker tokalaştı. Vidmar hayranı bayan arkadaş arkamda oturuyordu, seninki gelmiş orada deyince, evet hem de koltuk değneği kullanmadan yürüyor artık dedi. Diğer takımın kadroya giremeyenleri ise bizimkilere daha uzakta sol taraflarda bir yerde oturuyorlardı.

Arkadaşa Saras nerede diye sorunca aşağıda benchin kenarında dedi, baktım eşofmanlarıyla oturuyor, demek lisansı yetiştirdiler diye şaşırdım, Saras kenardayken belini komple saran bir ısıtıcı kuşak takıyordu, ne zaman oyuna girecekse çıkartıyorlardı, anlaşılan belinde bir sıkıntısı var.

Hem maça geç gelip hem de çok kötü defans yaptığımız için oyundan keyif almak ve ortama adapte olmak zaman aldı. Taraftar tribününden yapılan tezahüratlar uzak kalıyor, kimse eşlik etmiyordu, özellikle üst katların hali felaketti, oralardan ilk devre boyunca hiç bir kıpırdanma göremedim.

Böylesine kritik bir maç, en büyük rekabette olduğumuz bize karşı her türlü çirkefliği yapan rakibe karşı bir mücadele veriliyor, ama nedense salondakiler maça hiç bir hava katmaya niyetli gözükmüyorlardı. Daha geçen hafta içi Abdi İpekçi'deki derbi ortamındaki baskıya kıyasla bu düzeyde bir maç için çok yavan geçiyordu. Salonda böyle bir profil olunca daha sakin,küfürsüz,temiz bir ortam oluverdi. Zaten küfür kıyamet olsun demiyorum ama insan rakip ve hakeme itirazlarda biraz daha agresif tepki veren,sahaya yakın olanların sürekli baskı ile takımı ittiği, takım gerideyken de sessizce hücumları izleyip sayı bekleyen değil tezahüratla ateşleyen bir kitle olsun diye arzulardım. Ne yazıkki gün geçtikçe bu ortamlar kalmıyor, sadece bir avuç kitle tezahürat ediyor, anca öne geçilince falan mola zamanı bütün salon genelinde herkes bir coşkuya kapılıp ayaklanıp tezahürat ediyor.

Solumuzdaki efes tribününde dağınık halde oturan yaklaşık yüz kişi vardı, astıkları bayrak arkasında bir arada oturan onbeş-yirmi tane basketbol formalı kişi haricinde gerisi sivil kıyafetliydi. Onların içinden bizim taraftarlara futbol formaları giyip maça geliyor diye her ortamda laf sokmayı marifet sayan dallamalar bu maçta da etrafı izleyip yeni futbol formalarımızı da gözlerine sokmuşlardır umarım. (Eğer burayı okuyan herhangi bir efesli olursa; bizim basketlerden sonra sağ taraflarındaki tribünden onlara kol sokma işareti yapanlardan yeşil polarlının ben olduğumu söyleyeyim. Dünyanın modern medeni memleketlerinin de her tribününde yaşanan bu tip el kol aktivitesinde bulunmaktan çok keyif aldım, üstüne yazayım ki basketbol-voleybol maçlarına gitmeyi futbol maçlarından daha çok severim, koca bir spor kulübü olarak her branş için ayrı forma, yüzme için mayo, boks için eldiven falan mı alsak ne yapsak bilemiyorum. Aman boks eldiveniyle onların tribününe dalacak, çocuklarına saldıracak değiliz, tırsmasınlar o kadar sayın efesliler, ülkenin tek elit medeni basketbolsever topluluğu!...)

Maça dönersek pota altında çok yumuşak bir savunma yapıyorduk, Lavrinoviç arkasına kaçan adamlara herhangi bir hamle yapmayarak büyük boşluğa yol açtı. Uzun oyuncuları sık sık değiştirerek birşeyler oturtmaya çalışan koç, Oğuz'un bir hücumda ikisi bir arada faul yapıp üçlemesiyle sıkıntıya girdi. Oğuz'da hakemlere isyan ederek kenara geldi, sinirle söylenip duruyordu, kendisine el uzatan arkadaşlarına dert yanarak önlerinden geçti ama o kadar sinirliydi ki oturacağı yeri de gözü görmüyordu. Oyun durduğu sırada önünde ki hakeme doğru uzanıp gene yanlış karar verdiklerini anlatıyordu, kendisine yapılan faulleri vermiyorlar diye dertliydi, bu agresif haliyle üç faulüne rağmen oyuna tekrar döndüğünde gerçekten faydalı işler yaptı.

Farkı açmaya uğraşan efesli oyunculara biraz defansla sürede sıkıştırırken son anlarda gelen zorlama şutlarla bir süre daha direnebildiler. Devre sonuna doğru Emir'in oyuna girip üstüste iki başarısız üçlük denemesi üstüne Ukiç'te bir boş üçlük kaçırınca, dönen toplarla hızlı hücumdan sayı buldular. Ne yapıyoruz yahu böyle hücum niye deniyoruz ki diye şaşkınlığımız dile getirdik. Avrupa'nın efsane guardlarından Sarunas Jasikevicius sonunda bizim formamızla sahaya adım atacaktı, koçun onu çağırdığını görenler alkışlamaya başlamıştı bile, sahaya adım atarken ise herkes ayaklanıverdi. Sonrasında Saras'ın herkesin ağzını açık bırakan üç saniye koridorunda daracık alanda bir no look pası oluverdi, çok güzel bir hücumu Oğuz tamamlayamadı. Saras maçı sayısız tamamlasa da pota altını çok iyi besleyeceğine dair işaretler verdi, ancak koç onu Darius ile aynı anlarda sahaya sürmedi.

Takımın geride olduğu anlarda taraftar tribününden yükselen bizim için saldır Kanarya seslerine katılım göstermeyen seyirciler, efeslilerin salondaki sessiz anlardan fırsatlarla iyi zamanlamalarla girdiği kısa süren efes şakşakşak efes seslerine ıslıklarla karşılık veriyorlardı. Islıklayacağınıza sizde bağırsanıza o zaman Fener diye kızıyorduk, tam biz hücum ederken salondan onlara cevaben ıslıklar geldiği anlar oldu. Rakip faul atarken anonscunun pota arkası haydi eller havaya duyuruları ile orada oturanlar biraz hareketleniveriyordu. Biz faul atarken de efeslilerin ıslıkları duyuluyordu, giren faullerle onlara kol geçirmek ayrı bir tat verdi, deplasman taraftarlı maçların bu güzelliklerinden mahrum kalmak acı oluyor.

Yahu bu salonun hali ne böyle, Mirsad girse de bir ateşlese yada onların ortamı geren bir davranışı olsa da bir kıvılcımla ortalık uyansa yoksa böyle sessiz sakin gitmez bu iş diye dertleniyorduk. Biraz kıpırdanan takımla beraber savunma için çığırtkanlığımız artış gösterdi ama devreyi geride kapatan biz olduk.

Bizim oyuncuların çıkış koridoruna doğru alkışlarla ayaklanıp haydi beyler bravo ikinci devre yeneriz onları diye seslenerek uğurladık. Eski hatta sanırım ilk bbg evi yarışmacılarından zenci ali'nin anonsculuğunu yaptığı bir takım devre arası animasyonları yapılacakken, yanımdaki arkadaşla koridora çıkarak biraz muhabbet edelim dedik, hem de lavaboya gidip çamurlanmış pantalonumu temizleyeyim dedim. Hemen arkamızdaki kapıyı efes tarafı ile kesişmesin diye kapattıklarından, uzun bir yol katederek milletin ayağına basmamak için cambazlık yaparak git gel yaptık.

İkinci devre için takımlar yerleşmişti, hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada... cılız sesleri arasında maç başladı. Maraton tribünü ortasında oturan tanıdıklardan biri daha oradan ayrılıp yanımıza gelmişti, orada da hiç tezahürat falan eden yok diye canı sıkılmıştı. Maraton tribünü alt kısım gerçekten de tezahürat katılımı açısından pasif bir günündeydi ama ilerleyen süreçte hakemlere ve özellikle rakip koça yerinde tepkiler verdikleri sağlam momentumlar yaşandı.

Taraftar tribününde amigo Yücel'in olduğunu gördüm, bir ara oyun devam ediyorken sessizlik oldu, oradaki gençlere uzun bir nutuk çektiğini gördüm, sonra hepsinin ellerini havaya kaldırtıp tezahürat giriverdiler. Bir defa o pota altında alt tarafı ayaklandırıp karşılıklı yaptılar, bir defa da yan taraf diyerek maraton tarafına yönelerek tezahürat yapıldı, vip ve üst tarafı ise pek katılımcı olmadı. Bitmez tükenmez aşkımız fazla ses getirmemişti, bir başka seferde maratonla karşılıklı Sarı-Lacivert yapmaya çabaladılar ama üst kattaki kalabalığa rağmen hiçte coşkulu bir ses duyulmuyordu.

İkinci devrenin başlamasıyla iyice sertleşen oyunda, iki pota altında da mücadele yoğunlaştı, bizim savunmamızdan rahatsız olup tıkanan efeslilere karşı Marko'nun topla hızlı şekilde içeriyi delici oyunu yanısıra eli ısındıkça dışarıdan da şutları değerlendirmesiyle öne fırlayıverdik. Rakibin aldığı mola anında bütün salon ayaklanmıştı, Mirsad tribünlere dönerek alkış tutuyordu.

İyi savunma yapmaya devam ediyorduk, oyuncuların isabetli şutları sonrası, bizim takım savunmadayken salon genelinden ıslık ve uğultu gittikçe şiddetlenerek artıyordu. İtirazlarıyla gerilen ortamda kısa süreliğine haydi Allah aşkına efes pilsen .içleri dönsün şaşkına sesi yükseldi. Hakem noluyor .ötün başın oynuyor, hakem şaşırma sabrımızı taşırma gibi sesler de duyuluyordu ama bunlar kısa bir anlık parlamalardı.

Ömer Onan rakoçeviç'e top aldırmamak için büyük gayret sarfediyordu, bir pozisyonda öyle bir hal aldı ki üstüste düştüler, bir başka sefer de bu baskıdan bunalan rako topu almak için uğraştan vazgeçip, koyarım böyle oyuna ben çıkıyorum der gibi bir tavırla peşinden gelen Ömer'in baskısından yılıp üçlük çizgisi dışına kaçıverdi, o topu bir türlü rako'ye teslim edememeleri üzerine 24 saniye süresi de bitiverdi, bu şekilde sıkıştıkları birkaç hücum daha oldu ve fark lehimize açılmaya başladı. Kaya eski takımına karşı oynarken biraz daha taraftara kendini kabul ettirme maksadıyla hırslı bir oyun sergiliyordu, topa atlayıp reklam panosu arkasına düştüğü vakit bütün herkes ayaklanıp alkışlayıverdi.

Bir ara yedi sayı geride olduğumuzu konuşuyorduk, biraz sonra molada yedi sayı öndeydik ve salondakiler ayaklanmış coşkuyla tezahürat ediyordu, benche gelen takımı o taraftaki herkes ayaklanarak alkışlıyorduk. Bu en gaz anında vaziyet nasıl diye maraton üst kata bir göz atayım dedim, farklı farklı yerlerden ayaklanmış hoplayan zıplayan kitleler olduğu kadar üst katın yarısı da oturuyordu, neden böyleler anlam veremiyorum. Bu kat kat yükselen stad ve salonları bir türlü sevemedim, zira bu salonda da üst kattan oturulan yerden alt tribün hiç görülmüyor, alttakiler coşup ayaklansalar da üsttekilerin haberi olmaz, bu da biraz kopukluğa yol açıyor.

Zaman zaman faullere itirazlarla salondan tepkiler hakemlere yöneliyordu, ele müdahaleyi nasıl görmezsin diye sinirle onlara kızarken, perasoviç'in de benzer tepkiler vermesi bizi daha da sinirlendiriyordu, maç boyu defalarca çizgiyi aşıp hakemlere itirazlarda bulunduğu halde teknik faul almadı. Salondakilerin bilinçli bir şekilde sportmenlik dışı faul tepkisi vardı ki hakem de zaten çaldı, bir de dudley içeride Oğuz'u kolundan belinden çekerken hakemler görmemişti, hareketli perdelemelerle diz koyarak yol açmalarını da gözardı etmeleri üzerine bir anda ayaklanıp tepki verenler oldu.

İşte böyle ani tepki reaksiyon anlarında bu salonun düzeninin Abdi İpekçi'den daha kötü olduğunu düşündüm. Zira böyle bilinçli ve agresif bir kitle Abdi İpekçi'deki o bench karşısındaki saha içi koltuklarda yerleşmiş olsa ne kadar faydalı olurlardı. Bu salonda ise sahaya mesafeli ve farklı yerlere dağılmış oluyoruz, vip tarafının çokta uğraşmadığını da gözönüne alırsak vaziyet böyle dalgalanıyor. İçerde Siena'yı yendiğimiz maçtaki kalabalık ve baskılı-coşkulu atmosferi bir daha tam yakalayamadık, top16 ve derbi maçın rövanşı nasıl olacak merakla bekliyorum.

Farklı farklı oyuncuların rol alıp farkın açılmasına olan katkılarıyla 17 sayı farkı gördük, kasap havasıyla eğlenen salondakilere yönelen oyuncular da yumruklarıyla gaz veriyordu. Dördüncü periyot başlarken herkes ayağa davet edildi, milyonlarca yapıldı. Sonra gereksiz bir pınarbaşı atraksiyonu da oldu, çünkü ayağa kalkıpta katılacak yapıda bir kitle yoktu. Rakip tribünden farkın açılmasıyla çözülmeler başladı, montunu giyip erkenden çıkanlar vardı, maç sonuna doğru yarısının yarısı kalmıştı, onlarda herhalde evi salona çok yakın olanlardı.

Maçı kırdık kopardık zannıyla rehavete düşerek kaçıncı defa bir efes maçında aynı sahneleri izlemeye başladık. Hem salondakilerin defansif çığırtkanlığı zayıflamıştı, taraftar tribünündekilerde samanyolu falan gibi şeylerle ezberden gidiyordu, hem oyuncular basit oyunu zorlaştırmaya başlamıştı. Faul atışları kullanırken sessizlikten istifade dopingçi kerem diye bağırma fırsatı buluyordum.

Tam saha baskı kurmaları ardından yapılan faulleri değerlendiremediğimizin üstüne gelen sayıları, bir pozisyonda ayakla kesilen topu hakemlerin es geçmesiyle Saras'ın ve tribünlerin tepkisi falan derken, bu toplar birer birer bizim potayla buluşmaya başladı. Ne oluyoruz, biraz daha sakin oynayın desturu çekerken fark beşe falan inmişti, neyse ki tekrar toparlanıverdik ama işin keyfi kaçmıştı, gazlamışken daha sert darbelerle rakibini dağıtmak varken frene basmıştık. Maçın son dakikalarına doğru İbo yerinden ayrılıp gene sıradan herkesle vedalaşarak geçti, herhalde yayın için gidiyordu.

Son anlarda taktik fauller vs. derken maçı elimize alınca, taraftar tribününden koyduk mu melodisi yükseliyordu, herkes ayaklanıverdi ancak ona da doğru düzgün bir katılım olmadı, maç sonu makarasını da iyi yapamadık. Son saniyede gelen Ömer'in üçlüğüyle neyseki ağzımıza biraz tat koyabildik, oyuncular alkışlanıyordu, rakip koç ise hala birşeylerin itirazını yapıp tepki çekiyordu. İki takım oyuncuları da ortada birbirlerine yakın bir şekilde toplanmışlardı, bizimkiler Fener çekerek salondakileri alkışlarken onlar da kısa bir alkış tuttular ve soyunma odasına yöneldiler. Kalan az sayıda efesliye alkış tutarak içeri gittiler, bizde bizim oyunculara bravo çekerek alkışlarla uğurlayıverdik.

Montları giyinip çıkışa doğru giderken, Ömer Onan'ın sahada kaldığını görünce Ömer Onan oley diye seslenmeler oldu ama masaya doğru Nedim Karakaş'la birlikte ne için gitti ki diye bakıyorduk. İmza atacak galiba deyince yahu voleybolda oluyor öyle da burada da mı vardı dedim, Ömer ve idareciler masadakilerle ve efes menajerleriyle birşeyler tartışıyorlardı, Ömer masaya oturmuştu, canını sıkan birşey olduğu belli oluyordu, o imzayı atıp soyunma odasına yönelirken biz de alkış tutuverdik, etrafındakilere el sallayarak gidiyordu da surat ifadesi ekşimişti, bir gariplik olsa gerekti, meseleyi eve vardığımızda öğrenebildim, Sarunas Jasikevicius'un lisansı pazartesi çıkartıldığından ve bu maçın aslında önceki gün oynanması gerektiğinden bahanelerle mevzuatta erteleme maçı statüsüne dahil olduğunu iddia eden efes tarafı kapalı zarf dilekçe ile itirazlarını iletmişler. Onlara iadeli taahhütlü zarf içinde cathine yollar tekrar oynar tekrar yeneriz...

Bu salona ilk defa yağışlı bir havada gelmiştim, salondan maraton tarafı çıkışı tek bir kapıya vermişlerdi, sanki Abdi İpekçi'den çıkıyormuşuz gibi sıkışıklık olmuştu, onlarca kapı olduğu halde açmıyorlardı, herhalde içeriye çok rüzgar giriyorda üşüyorlardır diye görevliler açmak istememiştir dedim. Dalgasına böyle söylüyorduk ama gerçekten de kapıdan kafayı çıkarır çıkarmaz felaket bir havayla karşılaştık, sağanak yağmur ve sert rüzgar bizi içeri itiyordu, dışarda millet yağmurdan önünü zor görüyordu, koşa koşa herkes otoparktaki arabasına gidiyordu, arkadaş arabayla sizi bırakayım diye yardımcı olmasa ben de eve dönüşte daha fazla sıkıntı çekerdim. Buna rağmen otoparktaki arabaya varana kadar sırılsıklam olmuştuk, diğer gelecek olanları da bulup otoparktan çıkış trafiğini atlatmak yarım saate yakın zamana mal oldu. Bu defa oyuncuların çıkış yaptığı tarafa gidip onlarla sohbet edelim falan diye düşünmek bir yana, arabadan kafayı dışarı çıkarmak bile istemedik.

Hep birlikte hep birlikte efese de koyalım... yeni yılla birlikte efese de koyalım... jingle müziğiyle erkek basket takımı 2011 girişini yaptı.

TOP 16 Rakiplerimiz Belli Oldu.

THY Euroleague’de normal sezonu gruplarında ilk 4 sırada tamamlayan toplam 16 takımın katıldığı kura çekiminde Fenerbahçe Ülker’i Şube Direktörümüz Nedim Karakaş ve Fenerbahçe Ülker Dış İlişkiler Sorumlusu Orkun Demir temsil etti. Fenerbahçe Ülker kuraya 2., bir diğer Türk temsilcisi Efes Pilsen ise 3. torbadan katıldı. Kural gereği grup maçlarında mücadele eden takımlar, Top 16’da birbirleriyle eşleşemedi. Top 16 maçları, 19 Ocak-3 Mart 2011 tarihleri arasında yapılacak. 

Gruplarını ilk 2 sırada tamamlayacak takımlar, 22 Mart-6 Nisan 2011 tarihlerinde play-off çeyrek finalinde karşılaşacak. Play-off çeyrek final turunda E ve F gruplarının 1. ve 2.’si ile G ve H gruplarında ilk 2 sırayı alan takımlar, çapraz eşleşmeyle karşı karşıya gelecek. Play-off turundan çıkan 4 takım, 6-8 Mayıs 2011 tarihlerinde Barselona’da Palau San Jordi’deki dörtlü finalde mücadele etme hakkını kazanacak. Top 16 maç tarihleri ise daha sonra belli olacak.

Fenerbahçe Ülker’in oynayacağı karşılaşmalar: 

19-20 Ocak OLYMPIAKOS – FENERBAHÇE ÜLKER
FENERBAHÇE ÜLKER - VALENCIA
FENERBAHÇE ÜLKER - ZALGİRİS KAUNAS
ZALGİRİS KAUNAS - FENERBAHÇE ÜLKER
FENERBAHÇE ÜLKER - OLYMPIAKOS
VALENCIA - FENERBAHÇE ÜLKER


***********************
  Hayırlı Olsun.
Güzel kura bizim için.Zalgiris ve Valencia istediğim takımlardı.Sadece Maccabi'de yanıldım.
Olimpiakos çok güçlü ama neden içeride kazanmayalım ?
Oli ve biz çıkarız buradan.Tabii uçmadan,ciddiyeti kaybetmeden oynamalıyız.
 Doping Pilsen için kötü kura.Ama zaten deplasmanda tokat manyağı olan bir takım burada ne yapabilir ki ? Hiç şansları yok bence.Beter Olsunlar.

 E Grubunda ; Pana ve Caja Laboral,F Grubunda Barcelona ve Maccabi 
G Grubunda Siena ve R.Madrit,H Grubunda Olimpiacos ve Fenerbahçe Ülker 
Top 8 Yaparlar.

Marko Tomas Doping Pilsen'i Mat Etti.81-72 !!!


Dev Randevuda Gülen Taraf Fenerbahçe Ülker
03.01.2011

Beko Basketbol Ligi’nin 13. haftasının kapanış maçında zirve yarışındaki rakiplerinden Efes Pilsen’i konuk eden Sarı-Lacivertliler, ikinci yarıdaki üstün oyunuyla 81-72’lik galibiyete ulaştı.

Fenerbahçe Ülker, Beko Basketbol Ligi’nin 13. haftasının kapanış maçında konuk ettiği Efes Pilsen’i 81-72 mağlup etti. Zirve yarışındaki güçlü rakibi karşısında son 5 dakikaya kadar giderek artan bir savunma performansı sergileyen Sarı-Lacivertliler, üçüncü periyottan 4. çeyreğe taşınan üstün oyunuyla kritik bir galibiyete imza attı.

 Fenerbahçe Ülker’in yeni transferi Litvanyalı yıldız oyun kurucu Sarunas Jasikevicius da Sarı-Lacivertli formayla ilk maçına Efes Pilsen karşısında çıktı.

Efes Pilsen, mücadelenin ilk basketini Kerem Gönlüm’ün turnikesiyle bulurken skoru eşitleyen isim Marko Tomas’tı. Nikola Vujcic’in başarılı atışına da Kaya Peker ile yanıt veren Fenerbahçe Ülker, Igor Rakocevic’in art arda isabetlerine engel olamayınca durum 4-9’a geldi. Lacivert-Beyazlılar Vujcic’in turnikesiyle farkı 6’ya çıkardıktan sonra Roko Ukic devreyle girse de ev sahibi, pota altında Kerem Gönlüm’ü durduramadı. Tomas’ın basketiyle reklam molasına 9-13 geride giden Sarı-Lacivertliler, mola dönüşü başarıyla sonuçlandırdıkları ikili oyunla skoru 11-15’e getirdi. Fenerbahçe Ülker, Vujcic’in pota altı isabeti sonrası Ukic ile iki sayı daha üretti, fakat Kerem Gönlüm’ün turnikesine engel olamadı. Kaya ile Kerem Gönlüm’ün karşılıklı basketleriyle süren ilk periyodun bitimine 1 dakika 23 saniye kala Sarunas Jasikevicius oyuna dahil oldu. Litvanyalı yıldız, Kaya’ya yaptığı asistle ilk çeyreğe nokta koydu: 19-24.

İkinci periyodun başında her iki takım da hücumlardan boş dönerken pota altını zorlayan Fenerbahçe Ülker, Oğuz Savaş’ın serbest atışlarıyla farkı 4’e düşürdü. Rakibini Ersin Dağlı ile cevaplayan Efes Pilsen, Bostjan Nachbar’ın smacıyla durumu 20-28 yaptı. Ancak Sarı-Lacivertliler, Kaya Peker’in hem hücum hem de savunmadaki gayretiyle hareketlenip Tarence Kinsey’nin üçlüğüyle farkı 2’ye indirdi. Bunun üzerine mola alan konuk ekip, Andrew Wisniewski’nin üçlük isabetiyle kendine geldi. Bootsy Thornton’ın hızlı hücumu bitiren turnikesi ve Ersin Dağlı’nın başarılı atışı da skoru 27-36’ya getirdi. Marko Tomas’ın sayılarıyla farkı eritmeye çalışan ev sahibi, pota altında Nicola Vujcic’in basketine engel olamadı. Sarı-Lacivertliler; Roko Ukic-Darjus Lavrinovic ikilisinin serbest atışlarıyla ikinci çeyreğin son dakikasına 35-38 geride girdi. Kerem Tunçeri’nin hücum süresi dolarken bulduğu üçlüğün ardından Ukic’in orta mesafeden kaydettiği basketle devre 37-41 Efes Pilsen üstünlüğüyle tamamlandı.

Fenerbahçe Ülker, üçüncü çeyrekte 1 dakika 5 saniye geride kalırken Darjus Lavrinovic ve Kaya Peker’in sayılarıyla eşitliği sağladı. Kerem Gönlüm’ün yakın mesafeli şutuyla dengeyi bozan Efes Pilsen, Kaya’yı durdurmakta zorlandı. Lacivert-Beyazlılar Igor Rakocevic ile tekrar öne geçtikten sonra Ömer Onan’dan üçlük isabeti geldi: 46-45. Marko Tomas ile skor üretmeyi sürdüren ev sahibi, Nicola Vujcic’in pota altındaki etkinliğini önleyemedi ve televizyon molasına 48-49’luk skorla gidildi. Fenerbahçe Ülker, mola dönüşü Oğuz Savaş’ın devreye girmesiyle 6-0’lık seri yakaladı. Sarunas Jasikevicius da ilk periyodu olduğu gibi üçüncü çeyreği de güzel bir asistle kapattı: 56-49.

Marko Tomas’ın final periyodunun başındaki basket faulüyle fark ilk kez çift hanelere çıktı. Tomas’ın bir de üçlük isabetiyle skoru 62-50’ye getirmesinin ardından Ukic’in uzak mesafeli isabeti Sarı-Lacivertlilerin serisini 17-1’e taşıdı. Kerem Tunçeri’nin üçlüğüyle nefes alan Efes Pilsen, Ukic’in turnikesini engelleyemedi. Tarence Kinsey’nin boş pozisyonda sol dipten attığı şut ise durumu 70-53 yaptı. Konuk ekip; Ersin Dağlı, Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm ve Igor Rakocivic’in sayılarıyla yakaladığı 8-0’lık seriyle skoru 71-61’e getirdi. Fakat Marko Tomas’ın üçlüğü farkın tek hanelere inmesine izin vermedi. Lacivert-Beyazlılar, Kerem Tunçeri - Kerem Gönlüm ikilisinin çabasına rağmen son dakikaya 74-67 geride girdi. Kalan süre konuk ekibin arayı kapatması için yeterli olmayınca Fenerbahçe Ülker salondan 81-72’lik galibiyetle ayrıldı.


SALON: Sinan Erdem

HAKEMLER: Mehmet Keseratar, Aytuğ Ekti, Ahmet Ersan Ergüler

FENERBAHÇE ÜLKER (81): Roko Ukic 15 (2 ribaund- 2 asist), Mirsad Türkcan (5 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 7 (1 ribaund), Darjus Lavrinovic 4 (1 ribaund- 2 asist), Sarunas Jasikevicius (1 ribaund- 3 asist), Kaya Peker 16 (8 ribaund- 3 asist), Oğuz Savaş 11 (2 ribaund), Tarence Kinsey 6 (7 ribaund), Marko Tomas 22 (3 ribaund- 2 asist), Emir Preldzic (1 ribaund- 2 asist)

EFES PİLSEN (72): Andrew Wisniewski 4 (4 ribaund- 1 asist), Igor Rakocevic 14 (1 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 11 (4 ribaund- 8 asist), Bootsy Thornton 2 (5 ribaund- 2 asist), Kerem Gönlüm 18 (8 ribaund- 2 asist), Nikola Vujcic 12 (1 ribaund- 3 asist), Bostjan Nachbar 4 (2 ribaund- 1 asist), Sinan Güler (1 ribaund- 1 asist), Ersin Dağlı 7 (3 ribaund)

1. PERİYOT: 19-24
2. PERİYOT: 18-17
3. PERİYOT: 19-8
4. PERİYOT: 25-23



Fenerbahçe Ülker Baş Antrenörü Neven Spahija, çok zorlu bir karşılaşma olduğunu söylerken, “Özellikle ikinci yarıda çok iyi bir performans ortaya koyduk. Efes Pilsen bizim için çok ciddi bir rakip. İlk yarıdan sonra neler yapmamız gerektiğini daha net gördük. Savunmada ilk yarıda kötü olmamıza karşın üçüncü periyotta bu oyunumuzu düzelttik. Maçın sonunda iyi tepki veremedik. Ancak Efes Pilsen de bize bir sürpriz yapması için geç kalmıştı” dedi.

Karşılaşmayı 22 sayı- 3 ribaund- 2 asist ile tamamlayan Marko Tomas ise mücadeleyle ilgili olarak “THY Euroleague’de TOP 16 karşılaşmaları başlamadan önce zorlu bir maç oynadık. Bu skor bizi memnun etti. Her ne kadar dördüncü periyotta iyi bir performans ortaya koyamasak da kazanmak önemliydi. Jasikevicius çok büyük bir oyuncu. Bizimle sadece tek antrenman yapmasına karşın önemli katkı sağladı. Onunla aynı takımda olmak büyük bir keyif” diye konuştu.

Efes Pilsen Baş Antrenörü Velimir Perasovic, karşılaşmaya iyi başladıklarını ve bunun sonucunda da önemli bir avantaj yakaladıklarını söylerken, “Özellikle ikinci periyotun sonunda serbest atışlarla fark dört sayıya kadar indi. Üçüncü periyotta çok fazla boş atış kaçırdık ve Fenerbahçe Ülker bu süreçte 7 sayılık bir avantaj yakaladı. Maçın da kırılma dönemi bu oldu. Karşılaşmanın final periyotunda dört kısaya dönerek farkı eritmeye çalıştık. Ancak zaman yeterli olmadı” açıklamasında bulundu.

Efes Pilsen'de 12 sayı- 1 ribaund- 3 asist ile mücadeleyi tamamlayan Nikola Vujcic, maçla ilgili olarak, "Fenerbahçe Ülker bu karşılaşmada iyi bir oyun çıkarttı. İkinci yarıda çok fazla boş atış kaçırdık. Daha sonra geri gelmeye çalıştık. Ancak Fenerbahçe Ülker gibi bir takıma karşı geri dönmek kolay olmuyor. Biz de bunu başaramadık" dedi.

Aydın Örs: “Savunmamızla kazandık”

Beko Basketbol Ligi’nin 13. Haftasının kapanış maçında Efes Pilsen’i 81-72 mağlup eden Fenerbahçe Ülker’de Şube Genel Koordinatörü Aydın Örs karşılaşmayı değerlendirdi.

Örs yaptığı açıklamada, Lacivert-Beyazlılarla her karşılaşmalarını playoff maçı olarak nitelendirilebileceğini ifade ederek, “Bu maç, Galatasaray Cafe Crown'a yenilmemizin ardından daha da önem kazanmıştı. Maça iyi başlayamadık. Ancak baş antrenörümüz Spahija'nın savunma ile ilgili devre arasında yaptığı ikazlardan sonra ikinci yarıda çok iyi savunma yaptık. Hücumda da kolay sayılar bulduk. İkinci yarıdaki performansımızla zor bir maçı iyi bir şekilde kazandık. Bu bize Avrupa Ligi maçları öncesinde özgüven ve moral açısından çok iyi oldu” dedi

Maçın son anlarında ‘kazandık’ düşüncesiyle oynadıkları için Efes Pilsen'in farkı 4 sayıya kadar indirdiğini belirten Aydın Örs, “Maçı erken kazandık havasına girdik. Erken ve telaşlı atışlar yaptık. Efes Pilsen de çok tecrübeli bir takım, farkı azalttı. Ancak sonuç olarak 9 sayı farkla galip geldik” dedi.

Örs, Sarı-Lacivertli formayla ilk maçına Efes Pilsen karşısında çıkan yeni transferleri Sarunas Jasikevicius ile ilgili olarak ise, “Jasikevicius çok kariyerli ve tecrübeli bir oyuncu. Takımın sistemiyle ilgili, antrenörümüzün oynatmak istediği savunma ve hücum ile ilgili ciddi bir detaylı çalışma yapmadan, bir antrenmanla maça çıktı. Jasikevicius çok önemli bir eksiğimizi tamamlayacak gibi görünüyor” şeklinde konuştu.
 

 NİHAYET TOMAS !!!
* Evet Marko Tomas nihayet O bildiğimiz Tomas olarak ilk kez sahne aldı ve Dopingçilerin ipini çekti.Şu ana kadar hücumda beklediğimiz Tomas değildi ama dün akşam adeta tek başına eli alev alev yanarak fırtına gibi esti.26.27 dk.da 22s.(6/5 ikilik,4/2 üçlük,7/6 s.atış),3r,2a,2 tç,savunma ve kritik anlardaki sayıları ile maçın kazanılmasında baş aktör oldu.Aferin Tomas.
* Tomas'tan sonra 2.kelime olarak ''Savunma''yı öne çıkarıyorum.
İlk yarıda çok kötü bir savunma yaptık,ikinci yarı ise özellikle 3.çeyrek ve maçın son 2 dakikasına kadar resmen mengeneleri sıkarak analarını ağlattık.İlk çeyrekte 14/11 isabetli oynayan haramzadeler 3.çeyrekte potayı göremedi.8 sayı atabildiler.17-1 & 23-4'lük seri yediler.
* Mücadele üst düzeydeydi.Onlarda dopingçi KG gene sanki mamalı gibi yırtındı.KT ile Rakoeçviç ve Vujçiç'te iyi günlerindeydi.Asıl sürpriz katkı Roberts'ın olmaması ile hatırlanan Dudley'den geldi.
İlk çeyrekte çok etkiliydi.Bizde ise özellikle Kaya eski takımına karşı sanki nispet yaparcasına çok iyi savaştı.Tomas'tan sonra 2.sıradaki isimdi.Ukiç ve Oğuz'da önemli katkı yaptılar.
* 4 numarada gene etkisiz kaldık.Lavrinoviç ve Mirsad iyi değildi.Mirsad 0 sayı ile bitirdi.
Maçın sonundaki krizin baş aktörlerinden biriydi Kinsey ile birlikte acele atışlar yaparak.
Kinsey neyseki 7 ribaunt ile bir nebze zevahiri kurtardı.
* Emir ve Ömer Onan'dan katkı alamadık hücumda.Ömer son basket ile farkı 9'a çıkardı neyse ki.
* Boyalı alanda üstün olmamıza rağmen ilk yarıda tam tersi ,onlara bıraktık meydanı.
Ribauntlarda üstündük maç boyu,sonunda ise fark biraz kapanmış.36-30
* Doping Pilsen de Ender ve Sinan sorunu tüm hızı ile devam ediyor.İyi de ediyor.
Ender hiç süre almadı.Sinan 15 dk.da 0 sayı.Thornton da 2 sayıda kaldı iyi oldu.
* Maçın sonundaki nasıl olsa kazandık laubaliliği neredeyse CB maçı Dejavusu yaşatacaktı.
Neyse ki Tomas ''bugün kaderiniz benim elimde ,ne yapsanız olmayacak'' dedi.
* Saras'ı bu forma ile izlemek büyük keyif.12 dk.da 3 asist ve sayısız oynadı.Pek katkı vermedi ama çok normal.Dün gelip,bugün maça çıkıyor.
* Maçın hareketi ,Kaya'nın KT'ye bloğu idi.
* Spahija maçın sonundaki panikte ve onların 4 kısalı baskısı karşısında seyirci kalmaması gerekirdi.
Saras-Ukiç çift guarda dönmenin tam sırası idi ama yapmadı.
* DP'nin maçın kaybedileceği anlaşıldıktan sonra kapalı zarf ile itirazda bulunması bizi hiç yanıltmadı.
''Zaten hep ........lerdi,gene ..........ler''.Bunlar hep böyleydi ama bazı Fenerliler daha yeni anlıyor.
Anlamayan ''yakışmadı '' diye ağıt yakan zavallı bir Efessever Fenerli bile gördük.
Hala mı be kardeşim.Daha ne göreceksiniz bu Makyavelistler hakkında.
''Ya hapla ya zarfla'' demiş bir kardeşimiz aynen öyle.
Yıllardır rahat rahat at oynattılar tıpkı muadilleri gs'nin futbolda yaptığı gibi.
Ama ne zaman biz Ülker ile daha sağlam karşılarına çıktık,eşeğin boyası döküldü hesabı oldu görmek isteyenlere.
* Neticede ''İyi koyduk'' ve Top 16 öncesi iyi moral kazandık.
* Şifreciler ve spiker + Yorumcuları ''Yatacak yeriniz yok''